BilgiGündem

Japon Ölüm Kampı: Birim 731’de 250 Bin’den Fazla İnsanın İşkenceyle mi Öldürüldü? Dehşet Bir Hikaye!

Yüzyıllardır bu dünyaya taht kurmuş insanların, insanlık adına tarihinin kara lekesinden biri olan Birim 731 olarak bilinen Japon Ölüm Kampı içinde yaşananlar kan donduran cinsten.

Japon ordusunun 1931 yılında yaşanan Mancurya işgalinden sonra burada kurduğu askeri araştırma birimi olarak bilinen Japonya Ölüm Kampı, seçenek imkanı verilse alman toplama kamplarını tercih edebileceğiniz kadar kötü bir üne sahiptir.

Birim 731, çalışmalarına 1936 yılında Harbin kenti yakınlarındaki Pingfan’da, “Kwantung Ordusu Salgın Hastalık Önleme ve Su Temini Birimi” adı altında başladı. Askeri tıp ve araştırma birimi olan Birim 731’in görev ve sorumluğu askeri amaçlı olarak düşünülmektedir. Sadece askeri görevler ile yetinmeyen Birim 731, kimyasal ve biyolojik silahlar geliştirmek, savaş koşullarının, ekstrem koşullarının ve silah etkilerinin insan vücudu üzerindeki etkileri gibi konularda da araştırmalar yapmışlardır.

İlginizi Çekebilir: 5 Kişiyi Kurtarmak İçin 1 Kişiyi Öldürür Müydünüz? Tramvay İkilemi Nedir? Tüm Detaylar

Pingfan Tesisleri, yanına yaklaşılması 731 asker dışında tüm insanlığa yasaklanmıştır. Birim 731, asker dışında neredeyse bütün insanlığa yasaklanması içeride neler olup bittiği konusunda hiçbir fikirleri olmayan çevre halkının ürktüğü korkunç bir tesis olmuştur. Çünkü kamyonlarla dünyanın bir diğer ucundan getirilenlerin bir daha dışarı çıktığı görülmemiştir.

Birim 731, içeride olup bitenler ise tarihte eşine benzerine rastlanmayan cinsten. Çinli ve az sayıda da olsa Rus esirler bilimsel araştırmalar için kobay olarak kullanılıyor. Gerek ordu doktorları, gerek insan kobaylarla deney yapmak gibi bir fırsatı kaçırmak istemeyen Tokyo ve Kyoto üniversitelerinden gelen seçme doktorlar, “maruta” olarak adlandırılan (Japonca odun kütüğü) esirleri, tesisin tam ortasında bulunan Ro binasında diri diri haşlıyor, basınç odalarında öldürüyor, iç organlarla ilgili bilgi edinmek için canlıyken kesip biçiyorlar gibi bilgiler verilmişti.

Başka bölümlerde askerlerin soğuk iklim şartlarına yönelik korunma yöntemleri için araştırmalar, esirler dondurulup öldürülerek, silah yaralanma etkileri araştırmaları ise kurşunlanan, çeşitli mesafelerde yakınlarında bomba patlatılan, süngülenen canlı esirlerle sürdürülüyor bilgilerine erişilmiştir.

Ortaçağı aratmayan derin zindanlarda ise çeşitli hastalıklar bulaştırılmış esirler gözetim altında ölmeyi bekliyor. Tesis, kimyasal silahlar ve salgın hastalık bulaştırılmış bitler üretip, bunları balonlarla ya da uçaklarla hedef şehirlere yollamak gibi eksantrik fikirler de üretiyordu. Bit üretme kapasitesi günde milyonlarla ölçülüyor, tesiste daha başka salgın hastalık taşıyabilen hayvan ve haşere üretimi de yapılıyor bilgisine ulaşılmıştır.

Mezbaha, çalışmalarını hiroşimaya atılan ilk atom bombasına kadar sürdürmüştür. Aynı gün, Sovyet Ordusunun da mancuryaya girdiği, kısacası işlerin pek iyiye gitmediğini gören Japon komutanlığı Birim 731’in, tesislerini imha edip Kore’ye kaçması emrini vermiştir. 10 Ağustos 1945 de son marutalar zehirlenmesi ile tesis çevresinde çalışan 600 Çinli işçi de makineli tüfeklerle öldürdüğü ve cesetler ve tesisler yakılarak verilen tüm emirler yerine getirildiği öğrenilmiştir.

Savaş sonrası, 11 ülkenin kurduğu uluslararası mahkemede Birim 731’in suçluları ile ilgili kayda değer bir sonuç çıkmaması, her ne kadar korkunç olsa da yapılan olağan üstü deneylerin sonuçlarının, mahkemenin başını çeken Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Rusya gibi birçok ülkeler açısından ciddi değer taşıması ve bu ülkelerin bu verileri ilk elden elde etmek için sorumlularla bir tür anlaşmaya gitmiş olmaları ile açıklanmıştır.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu